26 Aralık 2013 Perşembe

Cılız koşu

Yorgun geliyor basamaklar
çık çık çık iniyor sanki merdivenler
bu sokak yabancı bana şu bin senedir
ama olsun yürüyorum her sabah ,
kuş pisliklerini sayıyorum yol kenarlarındaki
ne kötülükler yapıyorum bir bilsen hayvancıklara
ne dalga geçiyorum
ne kızıyordur bana şu bitap kedi
ne çekti sensizliğimden karıncalar
ne ağıtlar duydum bir bilsen ağustos böceklerinden
ama olsun yürüyorum her sabah ,
onlar da katlanıyorlar bana
karıncalar sabır dileniyor ,
ağustos böcekleri seni konuşturacak şiirler dileniyor tanrısından
neyse bugün de gördüm o pencereyi
günaydın dedim önce sana
sonra yüzündeki yastık izlerine
sonra senden haber versin diye pencerene yolladığım kediye

7 Aralık 2013 Cumartesi

Kutlama

" geri fışkırtacağım beni aciz bırakan gazabını
senin kötülüklerinin mel'un aleti üzerine
ve öyle bükeceğim ki bu sefil ağacı
açılma nasip olmayacak vebalı goncalarına " Bauldelarie

3 Aralık 2013 Salı

Ne gerekmiş ?

yazmayayım şu illeti diyorum.
su perileriyle yüzelim diyorum
içimizden içe içten oluşa
kanatlarım da iyileşir o zamana
köşedeki kız anlamış uçamadığımı
peşimde kunduz , peşimde vurdum duymayan kürkün
iyi ki dikene doladı kalbini
ne acılar kalmış beynine yetecek kadar
ne ateşli tortular varmış beyninde acılarıma eş değer
ne çok sevmiş şu yıllardır dillerden düşmeyen gül , dikeni
ne bülbülmüş ne gülmüş
bir bitmedi
ne bedelmiş
ödesin kime ne ?