29 Haziran 2013 Cumartesi

Light my fire

Şu umrumda olmaması gerekip de sorun ettiğim hiç bir şey umrumda değil . Sen olman gereken yerdesin ne bir adım önde ne bir adım geride . Ben kurtuldum . Her şey olması gerektiği gibi , tedavim bitti . Tam olarak nedenini bilmiyorum ama ben burda hep bekliyorum , buradan çıkartabilirsin biliyorsun . Keşke hep içsen diyorum , keşke her saniye içsen ! ne bileyim her kapı için anahtarın var biliyorsun o anahtarlar tükenmiyor . Ben hep kapının arkasında olmak istemiyorum ya da önün de de olmayayım ... sen kapıyı aç içeri ışık gelsin yeter
açık bırak her yeri daima 
pencereler açık
kapılar açık
hislerim açık
kamburlarım yuvalarına döndü şimdi algılarım açık
uykuyu aldı gözlerim uyku yorganıma zimmetli sanırdım 
bugün her yer açık , gece ferah 
"gaz lambasının gazı da sabaha dayanır" bu güzel 
"kalemimin mürekkebi de yerinde"  bitmez gibi ağır 
yazılarım da öyle bitmez gibi ağır 
bugün her şey ağır , gece hafif , amuzlarım hafif
göz kapaklarım , ruhun zilleri çalacak birazdan 
göz kapaklarım hafif...


Sokak var , ev kaldı , oda kaldı !

bir kutu açtım sayfalar yenisini açmaktan yıpranıyor
bir adam belirdi karşımda onu unutmuştum 
arkasında bir kaç adam daha 
hala beni almaya geldiğini umdum
"o kolumdan tutacaktı beni götürecekti
diğerleri ise O'na yardıma gelmişler ki , heralde yerde kalan tortularımı onlar toplayacaklardı"
 ben değildim içimdeki küçük öyle söyledi 
adamlar ön saflara geçtiler tanrıyı arkalarına almış gibiydiler
evet o arkadaki O benim tanrım 
çok aşıktım , "çok" vardı bağlaç bir de "sadece"
küçüğümün aklında şu şarkı "He walks but nobody sees him 
He talks but no one hears his cry, oh no 
He who walks alone " 
kollarımdan tuttu tanrı adamları
son kez baktı içimdeki küçüğe yaratıcı 
o da bir şey mırıldandı
"not for him , feel sorry for me ! Say goodbye to my little one "
Doğru , evet bu gerçekten doğru !
şimdi durma şimdi sen sen olma
olması gereken bu değil
kayıp bir şehir yok
şehir yok !
mağaralar var , yeni insanlar...
yeni kalpler yok
beden mi istiyorsunuz ?
tamam doğru bu doğru !
şimdi yavaşla , beynini altın akvaryuma sal
bedenler arayışı buldu
şimdi koş
"burası çürük et kokuyor !"

27 Haziran 2013 Perşembe

04.46

sırt üstü yattı hazlar
tepede ay ! tam tepende
utandırmak için , tüm parlaklığı üzerinize zimmetlendi
kurtlar ulumaya başladı
saat 04.46
dışarıdan bir şarkı sesi geliyor
kulak verdim şarkıya
bir dakika ver
ben delirmiyorum eminim
buralarda bunu senden başkası çalamaz
sesi aç biraz daha bu şarkıyı seviyorum
neyse ya ben uyuyorum
 http://www.youtube.com/watch?v=DAX20LoVgxE

25 Haziran 2013 Salı

Uyumaya...

yürüyordum hep , bir duruyordum !
sonsuz durak vardı önümde sonsuza dek beklerdim .
bir koşuyordum peşimde tanrının büyücüleri
hikayeyi onlar bitirir hep unutma 
yüzüme bir toz serpti sepetinden
uyumaya karar verdim 
hikayeler bitmez , gerçek hikaye bitmeden
gerçek hikayen bensem eğer
ben uyumaya karar verdim 

24 Haziran 2013 Pazartesi

O denizi çok sever

Dün atmıştım üzerimden seni
varlığını .
arkada kızlar ağlarken
çok içmişlikten
kızlar kusarken
kendilerini yerlere atıp çok sevdikleri sevgilileri yok diye ağlarlarken
seni hiç aklıma getirmediğime yemin edebilirim (!)
ayağa kalktım göğsümün üzerinden aldım seni avuçlarıma
o meraklı ama yakışıklı sayılan çocuk arkamdan gelmeseydi
bunu tek başıma yapabilirdim
ama avcumdakinin sen olduğunu söylemedim ona sadece sevdiğim bir şiir
dedim atıyorum denize . O denizi çok sever ...

22 Haziran 2013 Cumartesi

Artik bakmiyorum bile
Baksan ne olacak ne fayda
Gözlerim seni böylemi görsün ?
Kimse emek sarf etmiyorken
Ben sonuna kadar yüzdüm karanliginda
Değer verdim elbet
Fazlasini aldim
Ama sadece beni tanı istedim
Senli suskun gece
Metal parçasının canımı almasına değer
Bil istedim ....

Şaman

zaman iki çubuk arasında
ellerim kir , pas
gözlerimden kanlar akmıyor belki
bir sinema filmi olmayacak belki hayatım
ama ben senin görebileceğin "en genç , yaşlı yaratığım"
parmak uçlarımda karıncalaşma
kucağımda kutsal kertenkele 
yer altından bir ışık sızıyor yer yüzüne 
büyük doktorumu bekliyorum 
o hep en derinden gelir
ışığı sızıyor demiştim
şarkılar söyleyerek geliyor , dinle
"ne-nye-ma-wa-wa
ke-ta-ka-ta-na-na"
"dört kere vuruyorum
davula dört kere vuruyorum"
daha da yükseldi ışık göz açılmıyor , parlak
"tama" sessiz kurtarıcıyı dinliyor
dinle 
"kete-waga-yase lye-ya-yani
meto-se-neni aly-e-ya-yani
kete-waga-yase lye-ya-yani"
"kutsa bizi geldiğinde
insalar geldiğinde

18 Haziran 2013 Salı

Kaçık Sokak

kırmızı taşlarla döşeli sokak
yirmi iki kare saydım henüz
etraf göz kamaştırır
sokak hayvan dolu
her cinsden var , bütün yaratılanlar dökülmüş
sokak şimdi elli beş kırmızı kare
artık saymam istemiyorum
sokak aydınlık parmak uçlarım ışığı kokladı
bu sokak kaçık sokak

17 Haziran 2013 Pazartesi

Yankının çocukları

yankının çocukları... 
ışığa gelin ! elbette burada sizi bekleyen çok şey var
buraya gelmek için sessizliğe ihtiyacınız var 
ve belki de bir köpeğin hırlaması ,
koşmanıza yarayacak olan .
şiddetli olması gerekir sözlerinizin 
çiğ gibi olduğunuz yerde erimemeniz de önemli 
bakın atalarınız sesleniyor "büyümüşsünüz" öyle söylüyor ay !
"ışığa koşun çocuklarım ayaklarıma kapanın" diyor büyük atanız . 
koşun yankılarım sadece koşun artık !

16 Haziran 2013 Pazar

Büyük Yoruculuk

büyük bordo sis ardından belirdi ay 
sis gözlerimi kana buladı 
büyük yolculuğun büyük yoruculuk ile geldi sana unutma 
koşman bir şeyi değiştirmedi belki 
ama sen yerinde saymayı da seçmedin -benim gibi-
beni seçmemen de iyi oldu 
seçilenlerin hep yenilgi aldıklarını herkes anladı 
seçilmişler hep kaybeder bunu büyük sisin içinde renklerin kaybolurken anladılar
herkes farkında 
hepsi anladı
hepsi mutlu , belki de hepsi ağladı 

10 Haziran 2013 Pazartesi

Rest çekilemeyen çekyat

O çekyatı herkes bilir evde genelde ondan bir adet vardır kıymetlisini çok seven aile fertleri o çekyat'a oturmak (yayılmak,uyuklamak vs vs) ister . Neredeyse evin en büyük çocuğuyla aynı yaştadır ama kimse onun hurdacıya satılması fikrine sıcak bakmaz ! onu severler , her yaz-kış mevsim temizliğinde o göz önünde durur yorgunluğunuzu o alır tamamı ile parçalanana kadar ne evin annesi ona rest çekebilir ne de çocukları ... dağılana kadar orada olması gereklidir bu ev halkının iyi hissetmesini sağlar... rest çekemezsiniz ( ben şimdi bunu niye yazdım ? )
"Insanlarin size kizgin olduklarini bilmeleri ve bunu size bildirmeleri degerliliginizin bir göstergesidir . Bunu anlamis olmanizin size getirecegi en buyuk arti sukunettir ve susabiliyor olmanin huzurudur . Simdi ilk kez , kendiniz icin yapmadiginiz bir seye sevinebilmek icin cok vaktiniz var "

Çirkin Boss

Boss o kadar sıska bir at ki ona belki iyi hisseder diye bu ismi verdim . Onun sırtında en planlı cinayetime gidiyordum , şimdi bir ahıra bıraktım onu elveda Boss. 14.45 Cincinati-Alabama treninden sevgilerimle ...

Soğuk metal parçası

yarının yok olmasını izleyemezsin !
insanların senin yok oluşunu izlemesi de adil olmaz
çiçeklerin solması da ,
insanların ölmesi de ,
mağlup olanların senden daha fazla gülmesi de ,
susuzluğun bedenini sarması da ...
sana kalırsa sadece bakarsın ama izin de veremezsin
peki soğuk metal parçasının hayatını elinden almasına
karşı çıkmalı(mı)sın

9 Haziran 2013 Pazar

Küçükken ölümün olmadığına kendini inandırdığı gibi buna da inanmaya çalıştı . Bu inanılması güç şey , yaşamının bir parçası olmak için iyi şeylerle yarışırken yarışı kazanmak üzere olduğunu  fark etmemiş olmak salaklık olurdu . Ona bakılırsa ölüm de çok saçmaydı , yaşamak bu kadar güzelken insanlar niye ölsün ki ! şuna inandı ki ölümü çağırmak en iyisi olacakdı...
Ölüm kapı arasındaki en gurursuz ve en aciz şey ; kim çağırırsa ona gidiyor ve hepsini aynı aşkla sarıyor hepsine aynı yalanları söylüyor hepsinin aynı duyguları hissetmesi için büyük özenle işliyor ve sen ibadetlerini büyük huzurla yerine getirirken en büyük fahişe seninle aynı duygular içinde belkide aynı huzurla ölüyor... şimdi adil olmanın hiç zamanı değil , çağırılanı beklemenin de .

8 Haziran 2013 Cumartesi

...algının bir parçası olmaktan kendimizi alamadığımzda
düşünmeye dayalı merdivenlerin altından
batılın peşinde koşan
kara kediden farklı olamayız
o bilindik boşluktayız -ki
olmaktan başka çaremiz yokken
kimsesizliğin ayrı köşelere fırlattığı çocukları olmaktan kaçamayız

7 Haziran 2013 Cuma

SUS

şaman yine sustu
bir bıçağı kalbine sapladılar
bu cinayetti
ve babasıyla yaptığı otopsilere benzemiyordu
"şaman , adamın elini kesmen artık onun canını acıtmaz o bir ölü"
evet fark buydu şaman daha yaşıyordu ve canı acımıştı
ama zaten kesilen eli değildi
eli olsa buna katlanılabilirdi
ipek beyaz eldivenin cebinde olduğunu hatırladı
ipek eldiven
O'nun eldiveni bu
bıçak yarasına bastırdı daha çok acımıştı şimdi
o eldiven acısını hep dindirmişti
şimdi niye böyle olduğunu düşündü ?
düşündü , düşündü
eldivenden daha da beyaz , parlak bir boyutta buldu kendini
kendi kendine şarkı mırıldandı
şimdi isterse kalbini söküp alsın doktorlar
"şaman ! o bir ölü"
Şikayet

Şikayet edebilen her çocuk (birey) oyun bozan , keyif kaçıran , kıskanç , fesat vs vs değildir . Şikayet edebilmek ayrı bir şey ya bir korkmamazlık , düşünememezlik , başkasının senin yerine düşünmesinin kolaylığından faydalanma ya da düşünmek istememek ile ilgili olan aciz bir şey de ...  Bu insanın elinde bulundurduğu bir güç sayılabilir aslında işinizi kolaylaştırır belki yalan bile söyleseniz sizi haklı çıkarır en kısası geldiğiniz her yaşta arkanıza baktığınızda çoğu şeyi şikayet ederek kazandık . Konuşmaya başladık babamızı annemize , artık koşuyoruz o kadar büyüdük ki annemizi babamıza , gelecek planımız hazır baba artık uzak bir dünya ! tek engel annemiz annemizi öğretmenimize (belki bir uyanışı getirecek beraberinde anlayışı , belki ne bileyim neyi ?)

5 Haziran 2013 Çarşamba

Çığlığından sıyrıldı

iş çığrından çıktı , adam hızlı
kız çığrından çıktı , adam hızlı
göz uyandı , uyanık ve hızlı
etraftakiler bakına dursun
adımlarım sert
kapının arkasına saklanan beyin tomrun
yüzünde küçük iki çukurcuk ; göz altların
kötülükler hızlı , yıkıcı ,güçlü
her şey bittiğinde kızgın sel kurşun gibi
"can acıtmıyor şapşal , kurşun gibi sert demedim kurşun gibi hızlı demek istedim"